Sarah Walker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sarah Walker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2011 Cuma

Adorable!

Eskiyi hatırlayalım biraz. Muhteşem bakışlar var burda. 

Bu ''first date'' en güzel sahne olarak aklımda yer etmiştir. Bir daha da öyle samimi aşık triplerini hiç görmedim ben. Sarah'nın karşısında kim olsa o bakışları kendisine aşık zannederdi zaten. İlk sezonların Chuck'ı kanmasın da kim kansın!



 hatırlayın:

Sarah: What about me?
Chuck: You’re really gonna make me say it, aren’t you?

22 Ocak 2010 Cuma

Sarah Walker=Jenny Burton=?


Birinci sezonun 4. bölümü sonundaydı değil mi, Chuck Sarah'nın yeşil kapılı dairesine elinde zeytinsiz pizzalarla gelip "Sana dair bildiğim tek şey zeytin sevmediğin, küçücük bir şey de olsa "gerçek sen"le ilgili, bana söyleyemez misin?" demişti. En azından göbek adını söyle diye yalvaran gözlerle bakarken Sarah yine bir şey dememişti de Chuck peçete almaya giderken kendi kendine "Lisa, my middle name is Lisa" demişti. Zaten ikinci sezonda Chuck vs. The Cougars'da da gerçek isminin Jennifer Burton olduğunu öğrenmiştik.
Ancak Ausiello'dan aldığımız spoilera bakılırsa Sarah Walker'ın daha da bir gerçek ismi olabilir:

"Question: Yvonne Strahovski has said that we’ll find out Sarah’s real name on Chuck this season, which leads me to assume that we’ll have a Sarah-centric episode at some point in these first 13. Any clue when that’ll be? — Mary
Ausiello: Episode 8 — the first one back after those damn Olympics."


Lanet olası olimpiyatlardan sonraki ilk bölümde(8. bölüme tekabül ediyor) yine Sarah'nın geçmişine yolculuk yapacağız anlaşılan. Bunlarda da ne geçmiş varmış arkadaş. Didikle didikle bitmiyor. Tam her şeyini öğrendik sanıyoruz yine başka sırlar gizler çıkıyor. Yahut Ausiello amca bizi fena halde yiyor. Takdir sizin.

5 Ocak 2010 Salı

Sarah Walker için pamuk eller klavyeye

Televizyonun en müthiş tanrıçalarından birisi değil mi bizim süper ajanımız? Gerçi şu anki durumda kazanıyor çeyrek finali ama, yine de oy verin siz Sarah Walker'a, buradan.

17 Eylül 2009 Perşembe

Chuck vs. The First Date demişken

soulfrog'un anlayamadığımız şekilde deforme olan Chuck s02e01-s02e11 bölümleri arası dvdsini yenilemek için bilgisayarıma ilgili bölümleri tekrar yükleyince uzun zamandır yapmadığım s02e01 nostaljisini yapmam kaçınılmaz olmuştu. Dün gece yaptım bunu, pişman değilim. Napayım yani, sarı sarı Chuck klasörleri masaüstünden bana melûl melûl bakarken.

2X1 daha evvel Chuck izlemeyenler için süper bir bölümle başlamıştı bence. Ben de onlardan biriydim zaten. Sadece 1x13 vardı elimde, tamam sonunda duygusal anlar, kız kardeş için yüzük aramalar filan bağlamıştı biraz ama, neyin ne olduğunu tam çakozlayamamıştım. Sezonu böylesi heyecanlı bir özetle açmaları süper bir hareket olmuş. Bu siyahi amca da, Green Mile'dan tanıdığımız Michael Clarke Duncan. Kendisi yolda ismini tam olarak söyleyen insanlara 20 dolar veren sempatik bi insanmış cüssesinin tersine(ekşi sözlükten saruman'a teşekkürler).

Evet bölümümüze devam edersek, "You know what, it's never safe in the car." (eheueh)

Chuck o sabah, o Amerikalıların hep özendiğimiz radyolu saati 7'yi gösterdiğinde her zamanki gibi uyandığında, uzun zamandır olmadığı kadar mutludur. Zira arabada beklemediği halde yeni intersect için gerekli son parça olan monogramı kaptırmamıştır kötü adamlara. Özgür olup Buy More'dan ayrılma planları yapmaktadır. Neşeli hareketlerle banyoya doğru yol alır. Fakat o da nesidir?

Ablasıylan eniştesini duşta basmıştır düpedüz. Ama efendi çocuktur. Kızsı çığlıklarından birini atıp "my eyes, i'm blind, oh i'm blind" diyerek ortamı terk eder.

Foux du fafa dinlerken canımın hiç yememiş olduğum frozen yogurt çekmesinin nedeni sensin Sarah Walker. Sen ve senin lanet olası Orange Orange tükkanın.

Ve bölüme adını veren ilk randevu. İlk gerçek randevuları ya da ikinci ilk randevuları. Ateş edilmeyecekti sözde, ama olanlar oldu. Neyse kısacık da olsa güzeldi.
Chuck: Please, i'm fantastic.
Sarah: Yeah...You are.

- What are you saying Chuck?
- What i always wanted to say Sarah.(Gerçekten de "no no no no, not now"dı o flaşlamalar yani)

Ve fakat Chuck yeni güne sükut-u hayal içerisinde uyanır. Bilirsiniz, boktan sabahlardır onlar. Üstelik çilesi daha bitmemiştir, müdür yardımcılığı görevini kabul etmediği için birbirinden ilginç 3 Buy More çalışanıyla mülakat yapmak zorundadır.

Anna Wu, işten çok Morgan'ı nasıl kıskandıracağını düşünmektedir.
Anna Wu: What do you think he thinks it's happening here right now?
Chuck: An interview i hope.(Her seferinde püskürerek gülüyorum yav)

cv'sini peçeteye yazmış sapık bir Jeff.

Kendisini fazla önemseyen bir Lester.
Chuck: Ok, here is the thing. We're at the Buy More and this is not the mafia.

Ancak Chuck'ın daha hayati meseleleri vardır.

Neyse ki her düştüğünde kendisini yakalayan bir Casey'si vardır.
Chuck: You, you!
Casey: Yeah, i catch you when you fall. It's touching, really.
Chuck: No no, i love you.

Tabii bir de zeki, çevik ve ahlaklı Sarah'sı.

Sonunda yine pratik zekasıyla Chuck'ımız olayı çözer.

Hatta bu sefer kurtulduğundan emin olmanın verdiği huzurla Sarahcığına elleriyle yemek bile hazırlar. Ama...

Bölümün sonunda Frightened Rabbit'in de bahsettiği gibi bir Twist olur ve Fulcrum yine yapacağını yaparak koskoca Cia ve Nsa'e çaktırmadan monograma virüs bulaştırır. Casey kıyamadığı Chuck'ı öldürme görevinden kurtulduğu için rahatlamıştır, Chuck bir kez daha kırılan hayalleriyle başbaşadır. Sarah ise her zamanki gibi soğukkanlıdır, ne hissettiğini belli etmez pek.
Hayat her zamanki gibi devam eder, Buy More'da bir oturuşta 90 twinky yemeye çalışacak insanlar varsa eğlencelidir de.
Frightened Rabbit - The Twist

13 Eylül 2009 Pazar

We love Yvonne because...



Hayır Sarah Walker'dan bahsetmiyorum. Onu böylesi güzel canlandıran, çoğu zaman kendisine hayran bırakan, zaman zaman karakterin uyuzlukları dolayısıyla uyuz olmamızı sağlayan Yvonne Strahovski'den bahsediyorum. Biliyorsunuz kendisi asıl adı Yvonne Strzechowski olan Polonya asıllı bir Avustralyalı. 30 Temmuz 1982'de Sydney'in bi banliyösünde doğmuş. ABD ve Hollywood'la tanışması Chuck için gönderdiği kasetteki performansının beğenilmesiyle yakın zamanda gerçekleşmiş.
Sözlükler dünyasında yaptığım araştırmalar kendisinin gençliğin yeni platoniklerinden olduğunu göstermekte. Görüntü olarak tabii ki haklılar. Ama bence Yvonne muhteşem görüntüsünü tamamlayan şahane bir kişiliğe ve altyapıya sahip. Kadınların birbirlerine olan kıskançlığı bilinen bir gerçek. Bu yüzden çoğu tartışma platformunda güzel bir kadını beğenmediğini söyleyen kadınlar hemencecik kıskançlıkla itham edilirler. Bu durum da, gerçekten objektif yorum yapanları zan altında bırakır. Mesela bizde Beren Saat, benim güzellik kavramımdan belki, hani güzel olması için her şey var, ama bana bir türlü güzel görünmüyor kendisi. Hazzetmiyorum hiç.
Neyse işte, Yvonne'u seviyorum pek çok. Bir sürü nedenim var bunun için, belgelerimle geldim:


Bildiğin yetenekli bir oyuncu. Üstelik tiyatro okumuş. Olması gerektiği kadar inandırıcı. Bu sahneyi hatırlarsınız. Buna benzer bir de Chuck vs. The Best Friend'de Chuck'ı bomba içeren arabada öldü sanırkenki tepkisi vardır akıllarda yer eden.


Aksiyon sahnelerinde çok başarılı. Bence disiplinli ve işine saygılı olduğunu da gösteriyor bu durum. Bir de oğlan çocuğu tarafını. Kendisi de söylüyor zaten. Bak Sarah(Lancaster) elbisesinin içinde ne kadar güzel, ben yine kot-tişört geldim diyor mesela Comic-Con 2009'da.


Çok doğal. Kasmıyor kendini. Biraz da evinden uzaktaki insanların çektiği yabancılığı çekmiş ilk zamanlar. Geek ne demek yeni öğrendim Amerika'ya gelince diyordu bir programda. Mütevazı bir insan. Duuz puan.


Saçlara bakar mısın? Nerdeyse taramamış. Gayet relax bi insan.


Akıllı ve kendine güvenli bakışlar. Kadın işte.


Her daim güler yüzlü ve sempatik. Bir de, durup durup espriyi patlatabilen bir insan. Ki en sevdiğim insan modellerindendir o.


Asalete ve de zerafete de söylenecek bir şey yok.

Daha ne diyeyim ey okur. Seni sevmeyen ölsün Yvonne(Böyle de arabeske bağlarım icabında).