Chuck Season 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chuck Season 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2010 Pazar

Ne bölümdü be



Yeni şeylere başlamak zor gelir bana. Belki herkesten daha çok. Sevdiğim şeylere aşırı bağlanmamla alakası olabilir belki. O "yeni şey"e de çok bağlanmaktan korkarım. O yüzden halihazırda sevdiğim şeyleri tekrar tekrar hatırlamak yeterli olabilir benim için. Dün Chuck 3x13'teki muhteşem sahneleri tekrar izledim. Özellikle The Antlers'ın Kettering ile coşkuyu tavan yaptırdığı anları 4 kere filan tekrar izledim sanırım. Dizi o bölümde bitseydi hiç de gocunmayacağımı anladım tekrar.

5 Eylül 2010 Pazar

It's About Damn Time

Yeni bölümlere az kaldı. Ancak bir hayli de ara verdik. Diziyi sevmemizin nedenlerinden birisi olan Chuck ve Sarah arasındaki muhteşem kimya ve sonunda muratlarına ermeleri geçtiğimiz sezonun en mühim gelişmelerinden birisiydi. Böylelikle ortaya çok güzel görüntüler çıkmış idi:

İstasyonlar yine ayrılık getirmişti.


Enişteye bir şeyler oldu diye niye bu denli bir sarılma gerçekleşti anlayamadık


Tartışıyorlar çünkü kıskanıyorlar.


Casey için yeniden bir arada.


Son steak out fırsatı.


Aynı bölüm içerisinde iki farklı kişiyi öpen Sarah ödeşmeyi sağlıyor. Chuck sırasını ilk sezonda savmıştı.


 You're still my Chuck. Yaa yaa.

It's all gonna happen, you and me.


Aşk için furmalı aşk o zaman aşk mı?


Shut up and kiss me!

 
Kompartımanın dili olsa da konuşsa.


Mr. and Mrs. Charles


It's about damn time.



It's a new dawn, it's a new day, it's a new life.


 
Our place?


 
Bu nasıl tatlı bir görüntü birisi bana açıklasın.


 
The L-Word


 
İyi günde kötü günde.


 
Ne blueberrymiş arkadaş.


 
 Esas oğlanın kötü adamı hakladığı mutlu son.

3 Haziran 2010 Perşembe

Tatlı rüyalar

Olay 3x11'de geçiyor. Ancak burada işin özü ne Sarah'nın mor bluzunun ne kadar güzel olduğu, ne Chuck'ın yemek masasında sevinçten eski zamanlardaki gibi çocuksu saçmalamaları. In My Sleep adlı şarkıya dikkatinizi çekmek istediğimden yazılıyor bunlar. Gecenin bir yarısı Lost izleyip üç buçuk attıktan sonra beynime farklı bir meşgale bulmak istememden de olabilir :) Her ne hal ise, şarkı gönül telimizi titreten cinsten. Aşağıya kodum sizin için. Bütün günlerinizde karanlık en azından griye döner umarım.
Adamımız buluşma yerinde kızı gördü. Üstelik randevuyu Sarah talep etmişti.
Kızımız karmaşık duygular içerisinde ama "Sunday, dark has turned to grey" Chuck için.
Chuck kendisini bu vaziyete getirmekteki emekleri için Sarah'ya teşekkür eder ve bu sevimliliği Sarah'nın işini daha da zorlaştırır.
Öldürmek ve Chuck mı?
Chuck tereddütler içinde kıvranırken o ana kadar tatlı tatlı ilerleyen müzik de arkadan coşmaktadır.
"and i know i'll miss you, i'll always miss you. But i know i'll see you in my sleep." derken Sarah uzaklaşır siyah trençkotuyla.
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda di mi?


26 Mayıs 2010 Çarşamba

Sezon finali reyting

Tabii ki izleyemedim ama süper bir sezon finali olduğuna dair duyumlar aldım. jazz'ın alttaki postunun bile sadece başlığına bakıp geçtim herhangi bir şey görmeyeyim diye. Ted Mosby maçın sonucunu öğrenmemek için tavuk kanadı almaya kendi icadı duyu yok edici gözlükle gidiyordu ya, onun gibi hissediyom kendimi :) Neyse, 2 bölümlük sezon finali son derece doyurucu olmasına rağmen, Chuck bu sezonki dip reytinglerine ulaşmış bu hafta.

Time Net Show 18-49 Rating/Share Viewers (Millons)





8:00 ABC Dancing With the Stars 4.0/12 19.08

CBS How I Met Your Mother (Season Finale) 3.5/11 8.18

FOX 24 (Season/Series Finale) 2.6/8 8.39

NBC Chuck (Season Finale) 1.7/5 4.96

CW Gossip Girl (R) 0.4/1 0.90

"Though the two hour season finale of Chuck averaged a 1.8 rating with adults 18-49 from 8p-10p,  from 8p-9p it had a series low 1.7 rating." 

1,7 yapılır mı lan şu finale. İzleyin laaaan kitapsızlar. Her sene götü zor kurtarıyor cillop gibi dizi.


19 Mayıs 2010 Çarşamba

3. sezondaki favori karakteriniz?

Önceki postta bahsettiğimiz ChuckMeMondays'in blogunda bulunmakta söz konusu anket. Linki verirken yine anasayfada bulunan promoyu izlemeyin diye belirtiyor ısrarla. Böyle yapınca da insanın izleyesi geliyor feci şekilde. Yasak olan şeyin çekücülüğü. Off aklıma neden Bihter'le Behlül geliyor ki. Çağrışım hızlanması bende de mi var acaba? Bir yandan da kafa mı buluyor bu herif diye düşünüyorum. What the heck deyip geçeyim. Zaten 2 bölüm gerideyim an itibariyle.
Neyse, benim bu sezonki fafori(hep kullanmak isteniştim ama fırsat olmamıştı) karakterim Morgan Grimes'tır. Dostunun her zaman yanında olmasının karşılığını sonunda alıyor küçük sakallı dostumuz.

23 Nisan 2010 Cuma

Chuck Vs. The Other Guy

Depresyondan bildiriyorum. Günlerdir en çok çaba sarfettiğim şey bu post olacak.
Bölüm Chuck'ın önceki bölümden kalma freak-out vaziyetiyle başlar. İlk gittiği kişi Casey'dir. Colonel Sanders isminin neden komik olduğunu aynı isimli amcanın bilmem kaç yaşından sonra kfc tavuklarının sos karışımını keşfedip paraya para dememeye başlayan insan olduğunu öğrenince anlıyoruz.
Bize 759 kere filan izlettikten sonra, görüntüleri izleme sırası Sarah'da. Yalnız kadını bir tek ben mi Demet Evgar'a benzetiyorum?
"I killed your wife."
Aman hemen de bi sarılın.
Chuck'ı yine göt gibi ortada bırakmayı başardı Sarah.
"And the tank, the tank. Cancel the tank." Sevdiği kızı kurtarmaya orduyla gitmiş adam resmen.
"Thank you for saving me. I appreciated the tank." Bak ya, bi de dalga geçer gibi.
Shaw Sarah'ya hala bir ekip miyiz diye sorar Sarah evet der, Chuck bir darbe daha yer: "Great, everyone's back together again."
Morgan ajan oldum diye işi bırakıyor. Ama ne duygusal bi bırakma. Bedenini satmayacaksın değil mi sorusu da arada kaynayan bir bombaydı.
Beckman da bir darbe indirir Chuck'a. Shaw sen gibi değil, tam bir profesyonel. O yüzden ikisi DC'ye geliyor sen Burbank'te kalıyorsun diye.
Morgan: Enjoy my old life.
Casey: You too.
Viski-Guitar Hero kombosu.
Morgan kafasında intersect olan bir arkadaşa kafa tuttuğunun farkında değil. Pretty in pink'ten yanlış quote'lar aktarsa da.
Şu bölümde en sevdiğim sahne ve en sevdiğim replik bu işte. Sonunda kavuşmalarından ya da Chuck'ın Sarah'yı Shaw gibi bi herifi ortadan kaldırarak kurtarmasında daha çok etkiliyor bu sahne beni. Basit bir "No, it isn't" cümlesi. Efkarlandım bak yazarken bile. It is ok değil işte, değil.
"Sarah do you love me?" Viskinin gazıyla da olsa böyle bir soruyu sorabilme cesaretinden ötürü Chuck'ı alnından öpmek istedim o an.
"Yes." Basit bir kelimenin tüm karanlıkları aydınlatabilmesi muhteşem değil mi, aslında hepimiz böyle kelimelere ihtiyaç duyarız ama her zaman gelmez işte onlar.
"You're still my Chuck." Üstüne muhteşem Chuck gülümsemesi.
"mission" lafını duyar duymaz ortama dalan Morgan'ın ilk görevi Chuck'ı ayıltmak.
Chuck'ın kızsı çığlıklarını uzun zamandır duymamıştık. İyi oldu bu asansör olayı.
Az önceki halinin aksine son derece cool: "Hi, welcome to the party."
Shaw'ın planı kusursuz işlemiştir...
Lakin Morgan faktörünü hesaba katmamıştır besbelli.
Aboo, Chuck Beckman'ı fena kızdırdı bu sefer uykusundan uyandırıp. Morgan'ın konuşmaya başlayamaması da kopartıcıydı: "Sir, ma'am, what am i doing?"
"No, there is another." Bir Star Wars göndermesi ancak bu kadar yerine otururdu.
da, another da buy morelulaştırdıklarımızdan olmuş. Bitki çayı filan içen robdöşambrlı bi amcaya dönüşmüş baksana.
Sarah'yı hiç bu kadar savunmasız görmemiştik. İç burkucu.
Bir anda ortaya çıkması yetmezmiş gibi "i read your file" diyerek karizmayı tavan yaptı.
Shaw Sarah'ya nasıl kinlendiyse giderayak yine götürecekti kızı puşt. Bu sahne biraz e höh dedirtti ama olsun.
Casey'nin dönüşü muhteşem oldu. Crown Victoria üstüne Morgan Grimes.
"Aye aye captain" dedi ya koskoca generale. Sponge Bob gibi adamsın Morgan.
"You saved me?" Çok sempatik bakıyorsun Sarah eyvallah. Ama şimdi bu ikiyüzlülük değil de nedir. Konuyla ilgili ekşi sözlükte süper bir entry yazılmış. Ben daha iyi ifade edemem:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18700359
General Beckman kapaklara doyamadı bu bölümde. Suratına bilgisayar da kapattılar sevişecez diye.
"Shut up and kiss me", converse ile yatağa girmek ve 5. bölümdeki Eyfel Kulesi görüntüsünün aynısı. Seine, köprü, cedez le passage, café derken gerçekten Paris'te çektiklerini düşünecektim son Paris görüntüsü olmayaydı.